YENİ NORMALDE ROMANS VE LİBİDO

Psychologies / Temmuz 2020

COVID-19’un dayattığı sosyal izolasyon, bazılarımızın romantik ve cinsel hayatına darbe indirdi. Endişe, kaygı, korku gibi duygularla baş etmeye çalışırken duygusallığımızı ve cinselliğimizi ikinci plana attık. Karantina ruhundan yavaş yavaş çıkarken ve “yeni normal”e adapte olmaya çalışırken, içimizde uyuklayan aşk meleklerini de uyandırmanın vakti. Ama nasıl?
Kolonyalar, dezenfektanlar, nefes alıp vermeyi zorlaştıran maskeler, “Aman oraya dokunma” nidaları, “Ellerini yıkadın mı?” soruları, fiziki mesafe tedirginliği, dört duvar içinde geçen zaman, evde giyilen eşofmanlar ve pijamalar, ev işleri, mutfak faaliyetleri, korku, belirsizlik, şüphe... Bu ifadeler toplumun büyük bir kesimi için son birkaç ayın özeti gibi ve hiçbir
şekilde romantik ya da seksi değiller! Son birkaç aydır, COVID 19 salgınının dayattığı mecburi tecrit yüzünden evlerimizdeydik. Hem çiftler hem de bekarlar romantik ve cinsel anlamda zorlu imtihanlardan geçti. “Yeni normal”
diye adlandırılan süre. başlamış olsa bile eski canlılığa dönmek kolay olmayacak.
Evlilerde ya da çiftlerde durum değerlendirme
7/24 bir arada olmanın sıkışmışlığı, bağları en kuvvetli çiftler için bile baş etmesi yeni ve zordu. Her gün salgınla ilgili ger.eklik değişiyordu; bilgi yağmuruna adapte olmak kimse için kolay değildi. Pek çok insan ofisini eve taşıdı. Aynı anda hem işi, hem evin temizliği ve hijyeni hem de çocuklarla ilgilenmek zorunda kaldı. Özellikle çocuklu çiftlerde kendine kişisel bir alan yaratmak zorlaştı; çiftin kendilerine mahremiyet yaratması ise neredeyse imkansızlaştı. Bu yeni ev içi yaşantının zorlukları
bir yana, hastalığa yakalanma kaygıları, salgının ne zaman biteceğiyle ilgili bilinmezlik, endişeler, korkular zihnimizi ele
geçirdi. Salgın öncesinde hayatın koşuşturmasına ve çocuklarla ilgili yoğunluğa odaklanan birçok çift, ilişkilerindeki sorunları görmezden geliyordu. Bu dönemde sorunlar su yüzüne çıktı. Romantik salınımlar ve libido zora girdi. Pandeminin
birinci dalgasını ilk olarak atlatan çin’den ve salgından en fazla etkilenen İtalya’dan gelen haberler karantina sonrasında boşanma oranlarında artış olduğunu söylüyor. Genç çiftlerin yoğunlukta olduğu boşanma başvurularındaki bu artışın sebeplerini ise kestirmek zor değil. Psikiyatr ve psikoterapist Dr. Ay.a Can Uz, sürecin çiftlerdeki yankılarını şöyle açıklıyor:
“Aynı evin içinde farklı kaygı düzeylerine sahip erişkinler, ev içi yeni normalleri belirlerken birtakım sıkıntılar yaşadılar. Farklı
fikirleri saygıyla tartışmakta, anlaşmazlıklarını yönetip ortak karar alabilmekte becerikli çiftler bu dönemi daha az hasarla atlatırken, zaten bu konuda zorlanan çiftler tartışmalarını kavgaya dönüştürdü. Günlük hayatta ayrıntılarına hiç gerek görülmemiş alışveriş, temizlik, evdeki yardımcı gibi birçok basit konu ayrıntılı karar verilmesi gereken zorluklar haline dönüştü. Sadece ev rutinleri değil, çoğu tartışmanın yara bandı cinsellik de COVID-19’dan nasibini aldı. Kaygısı çok yoğun olan kişiler, durumu riskli bulup sevişmeyi bile bıraktılar.” Elbette durumun pozitif yanlarından da bahsetmek gerek. Pandemi bazı çiftlere zorunlu bir mola oldu; onlara yeniden baş başa kalma şansı verdi ve belki de yavaşlayıp kendi evlerinin içinde birbirlerine bakma fırsatı tanıdı. “çift olarak biz pek zorlanmadık, aksine kendi koşturmacalarımızdan evde geçirmek isteyip geçiremediğimiz bir zaman kazanmış gibi olduk. Ancak evde 4,5 yaşında enerjisi ve doğal olarak talepleri bitmeyen bir çocukla olmaktan ötürü ara ara biraz yorulduk” diyor tiyatrocu Ayşe ve devam ediyor: “.atışma ortaya çıktığı zamanlarda da, benim açımdan ilginç ve dönüştürücü bir şey oldu; içinden geçmekte olduğumuz bu pandemi süreci her şeyi görecelileştirdi ve birden o çatışmaların ne kadar önemsiz sebepler üzerinde temellendiğini gösterdi. Endişelerimizi beraber iyi ayıkladığımızı, sevdiklerimizi beraber koruma altına alabildiğimizi, 4,5 yaşındaki kızımıza süreci sağlıklı bir şekilde aktarıp onun ihtiyaç duyduğu bir düzeni oturtabildiğimizi düşünüyorum.” “Bu dönemi ortak kararlar alarak geçiren çiftler takım olarak çalışabilme ve zor zamanlarda birbirine güvenebilme şansı yakaladıkları için COVID-19’dan güçlenerek .ıktılar” diyor Ayça Can Uz. “Normalleşme sürecinde benzer tartışmalar bu sefer de sosyal hayata dönüş için yapılacak. Çocuklar okula
başlamalı mı, işte nasıl korunmak gerekli, arkadaşlarla nasıl görüşmeli, tatil ne olacak gibi birçok soru çiftlerin yeni gündeminde. Konuşma sırasında çiftlerin sakin kalması ve suçlayıcı konuşmaması önemli.

Psychologies / Seçilmiş İçerikler


Psychologies Sayılar