Utangaç doğulmaz, olunur

Psychologies / Temmuz 2020

Hayattaki güven duygumuz çocukluk döneminde ya sağlamlaşır ya da zayıf kalır. Ebeveynimizin tutumları ise bu yönde oldukça belirleyicidir ve etkileri olumlu veya olumsuz olabilir. “Kendinize değer vermek ve saygı duymak için saygı ve değer görmüş olmanız gerekir.”
Kendimi göstermeye cüret edemiyorum”, “ ‘Hayır’ diyemiyorum.”, “Diğer insanların beni yargılamasından korkuyorum”, “Utangacım”, “Topluluk karşısında konuşacağım zaman kabiliyetimi kaybediyorum”, “ışık olduğumda karşımdaki kişinin sevgisini haketmediğim hissine kapılıyorum”, “Kendimi değersiz hissediyorum”… özgüven eksikliğinizi, tıpkı bu tür cümleler gibi, ifade etmenin birçok yolu vardır. “Aslında ‘özgüven eksiliği’ ifadesi teorik olarak çok kapsamlı bir kavram olsa da hiçbir anlam ifade etmiyor” diyor psikoterapist Gerard Louvain. Bu kavramı kullanarak danışan aslında kendisi veya diğerleriyle olan ilişkisinde, aşk veya iş hayatında yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu açığa çıkarmış oluyor. “Hiçbir şey yolunda gitmiyor, çünkü kendime güvenim yok.” Diğer yandan, profesyonel hayatta oldukça rahat davranabilirken, özel yaşamda durum aynı olmayabilir. Kişi bir projeye başlarken gayet verimli olup söz konusu maaş artışı olduğunda duygularını dışavuramayabilir.
Dolayısıyla kişinin neyin yanlış olduğunu doğru tanımlayabilmesi için ona destek olmak gerekiyor. Ancak bu şekilde sorunun kaynağı anlaşılabilir. “Kendime güvenmiyorum” gözlemi her zaman bireysel bir hikayenin ürünüdür. Utangaç veya kompleksli
doğulmaz ama olunur. Buna karşılık yaygın bir düşünceye göre, ebeveynlerin çocuklarıyla olan inişli çıkışlı ilişkileri özgüven eksiliğine neden olabilecek etkiler doğurur. Her ne kadar aileler .ocuklarındaki nevrozlardan tamamen sorumlu olmasalar da bilinçli veya değil, birçok farklı ebeveyn tutumu buna neden olabiliyor. Anne-babamıza duyduğumuz sevgi, hayranlık ve onları kutsal görmemiz bu şekilde bizim kaderimizi etkiliyor. Kendi hayallerini çocuklarına empoze eden ebeveynler Beş yaşındaki kızının kilolu olmasından şikayetçi bir anne bunu ş.yle dile getiriyor: “Zarafetten yoksun bu halin kabul edilemez.” Gençliğinde dansçı olmayı hayal eden bu anne, kendisine bir teselli olarak geleceğin küçük balerinini dünyaya getirdiğini düşünüyor. Freud’dan bu yana, ebeveynlerin kendi hayallerini çocuklarına empoze etmekten kendilerini alıkoyamadıklarını biliyoruz, çünkü kendilerinin başaramadıklarını çocuklarının başarmasını arzu ediyorlar. Fakat bazı ebeveynler bu hayallerinde o kadar ısrarcı oluyorlar ki çocuklarını oldukları gibi kabul edemiyorlar. öyle ki bu isteklerinin gerçekleşmeyeceğinin farkına vardıklarında, büyük bir hayal kırıklığına uğruyorlar ve bunu sistematik aşağılama biçiminde misillemeler takip ediyor. Ebeveynlerin sözleri çocuklar tarafından vahiy gibi algılandığı için çocuk bir süre sonra değerli olmadığı hissine kapılıyor. Dolayısıyla ebeveynler tarafından gerçekleştirilen bu ket vurmalar kişinin aşk, iş ve diğerleriyle olan ilişkileri gibi hayatının çeşitli alanlarını etkileyebiliyor. Sorunları görmeyi reddetme “Babam bana hep, ‘Ne olursa olsun, hayatta başarılı olacaksın’ derdi. Bu sözün aslında karşılaştığım sorunları reddetme biçimi olduğunu ve babamın benim için endişe duymak istemediğini yeni anladım. Oysa yıllarca dengem bozulmuştu” diye itiraf ediyor Canan ve ekliyor: “Şimdi küçük bir kızım var ve bir .ocuğa nasıl yardım edebileceğimi öğrendim. Örneğin onun kendisine vurduğu ketlerin sinyallerine kulak veriyorum: Neden çok az arkadaşı var? Sınıf içinde kendisini ifade etmekte neden zorlanıyor? gibi soruları kendime soruyorum.” Ebeveynler halihazırda kendi sorunlarıyla fazla meşgulken, ne yazık ki devekuşu politikası sergilemeye meyilli oluyorlar. Bu görmezden gelme hali, evlatlarının yetişkin olduklarında çocukluk döneminden kalan bu ket vurmalarla başa çıkmak için birkaç yıllarını terapiyle
geçirmeleri anlamına gelebiliyor. Ebeveynlerin sorunları görmezden gelmelerinin bir diğer sebebi ise kendi psikolojilerini korumaya .alışmaları. Onlar açısından utangaç bir çocuk kendi özsaygılarının zedelenmesine neden olur ki bu utangaçlığın sebebi de genellikle çocuklarının g.zünü kendilerinin korkutmuş olmasıdır.

Psychologies / Seçilmiş İçerikler


Psychologies Sayılar