SEZGİLERİNİZİ DİNLEMEYİ ÖĞRENİN

Psychologies / Temmuz 2020

Bir tür öngörü veya kanıt hissi birdenbire belirir, kendini dayatır, rehberlik eder veya bizi yanıltır. Etrafı hâlâ gizemle çevrili olsa da, güncel araştırmalar sezgilerin sanıldığından daha rasyonel olduğunu gösteriyor.
Sezgi kelimesinin k.keni Latincede “vizyon, görüş” anlamına gelen “intuitia”ya dayanır. Bir aydınlanma anı gibi ortaya çıkar. Albert Einstein “Benim Gözümden Dünya” adlı kitabında bu hissi, “Bilinçte bir sıçrama oluşur, bir çözüm birden belirir ve nasıl olmuştur bilmezsiniz” diyerek açıklar. Sezgi kendini iç ses, aniden gelen olumlu ya da olumsuz bir duygu veyahut da kendini dayatan fiziksel bir his olarak gösterebilir. 57 yaşındaki Nevin, hastanede genç bir psikiyatr olarak çalıştığı dönemi, “Psikotik bozukluğu olan bir danışan karşısında olduğumu midemdeki spazmdan anlardım. Rahatsız edici bir deneyimdi ama ne tür bir tedavi seçilmesi gerektiği konusunda yardımcı olurdu” diye anlatıyor. Ancak doğru sezgi ve tesadüfü birbirinden ayırt etmek her zaman kolay olmayabilir. Endişeli ve kötümser kişiler çoğu zaman sınavlarında, duygusal ilişkilerinde veya
işlerinde bir şeylerin yanlış gideceği hissini taşır. Tabii bazen de tesadüfen haklı çıkarlar. Herkes az ya da çok sezgi yetisine sahiptir. Ancak görünen o ki, bazı kişiler olaylar hakkında daha fazla farkındalığa sahip oluyor, diğer insanları daha iyi anlıyor ve bir problemin farklı yönleri arasında spontane bağlantılar kurabiliyor. Bu farklılık neden kaynaklanıyor olabilir? Güçlü sezgilere sahip kişiler genellikle duygusal olarak dengesiz bir ortamda, şefkatli anlardan bağırışlara geçebilen değişken ruh
hallerine sahip ebeveynler arasında büyümüşlerdir. Erken yaşlarda, kendilerini korumak için anne ve babalarının hangi ruh haliyle karşılaşacaklarını tahmin etmeye çalışmak zorunda kalırlar. öte yandan, tam aksine, yaratıcılığa ve spontaneliğe
önem vererek çocuğun duygularını dinlemesini ve onlara güvenmesini sağlamış açık bir aile ortamında büyüme imkanına sahip olmuş kişiler de güçlü sezgilere sahip olabiliyor. Güçlü sezgilere sahip bu kişilere sıklıkla “iç güdüleri kuvvetli” denir.
BAŞLI BAŞINA BİR BİLGİ TÜRÜ
İç güdü gibi sezgi de hızlı tepki vermeyi gerektiren durumlarda çok önemlidir. Ancak daha karmaşıktır, çünkü bilişsel işlevleri, yani öğrenme becerilerini ve zekayı da harekete geçirir. Problemleri çözmeyi, ev satın alırken emlakçının pazarlama tuzaklarından kaçmayı, finansal yatırım yapmayı, futbol maçını kazanmayı sağlayabilir. Filozoflar ve psikologlar sezgiyi başlı başına bir bilgi türü olarak görürler. Matematikçi ve düşünür Pascal, zamanın akışını fark etmeyi sağlayan şeyin sezgi yetisi olduğunu düşünürdü. Günümüzde ise bilgi yönetimi üzerine çalışan araştırmacılar özellikle sezgilerle ilgileniyor ve yaratıcılığı artırıp karar alma kapasitesini geliştirdiğine inanıyorlar. Einstein bilimde en önemli şeylerden birinin uzun saatler çalışmak değil, iyi sezgilere sahip olmak olduğunu savunurdu. Günümüzde de birçok kişisel gelişim kitabının inovasyonun düşmanı
olarak görülen mantık yerine sezgileri öne çıkarması şaşırtıcı değil. Tabii, birçok araştırmacının belirttiği üzere, ne birini ne de diğerini göz ardı etmemek önemli. Çoğu kişi her alanda başarılı olabilmek için sezgilerin güçlendirilmesi gerektiği konusuna kuşkulu yaklaşır. Sezgileri çok güçlü olan bir matematik.inin kendi alanındaki ustalığı sanatsal yaratım söz konusu olduğunda hiçbir işe yaramayabilir.

Psychologies / Seçilmiş İçerikler


Psychologies Sayılar