Görevin sonunda Merkür için gerçek olduğunu düşündüğümüz her şey, düşündüğümüzden biraz farklı çıktı

All About Space / Ağustos 2020

ESA ve JAXA tarafından tasarlanan iki araçtan oluşan BepiColombo, Ekim 2018’de fırlatıldı ve Merkür yörüngesine 2025’de girmesi bekleniyor.
Görev uzmanlığını yapmış olan William McClintock bu konuda “Görevin sonunda Merkür için gerçek olduğunu düşündüğümüz her şey, düşündüğümüzden biraz farklı çıktı” yorumunu yapıyor. MESSENGER’ın keşifleri arasında en büyük şaşkınlığı yaratan, gezegende su buzunun keşfiydi. Merkür’de gündüz sıcaklıklarının çok yüksek olduğu göz önüne alınırsa bu durum biraz garip geliyor. Gezegenin kutuplarına yakın bölgelerdeki kraterlerden bazılarının iç bölgesi hiç Güneş ışığı almıyor ve dolayısı ile sıcaklıklar bu bölgelerde kalıcı olarak -200 dereceleri buluyor. 1990 yılında yapılan radar gözlemleri bu bölgelerde yüksek derecede yansıtıcı materyaller olduğunu ortaya koyduğunda su olabileceği ihtimali ortaya çıkmıştı ancak MESSENGER bu bölgelerde hidrojen atomları keşfedene kadar bir netlik kazanmamıştı. MESSENGER’ın baş araştırmacısı Sean Solomon bu durumu “Su buzu bu gözlemleri açıklayabilecek tek materyal.” diyerek açıklıyor. Bahsi geçen eser miktarda bir buz değil, Solomon’un deyişi ile “Washington DC’yi 4 km kalınlığında buz tabakası ile kaplayacak kadar”. Diğer bir önemli bulgu ise, Güneş Sistemi’nde başka bir yerde bulunmayan bir yüzey şekliydi. ‘Oyuntular’ (hollows) adı verilen bu düzensizlikler, yüzeydeki kraterlerin büyük bir çoğunluğunun içinde bulunuyor. Bunların, yüzey materyallerinin uçucu bileşenleri buharlaştığında, yüzeyde kalan materyalin çökmesi sonucu oluştuğu düşünülüyor. “Oyuntular, gezegenin yapısı ile ilgili yapılmış en ilginç keşiflerden birisiydi.” diyor MESSENGER takımından uzman Steve Hauck. “Bu tamamı ile beklenti dışı yeni bir yer şekli ve kayaların uzaya karışması sonucu ortaya çıkıyor.” Merkür’deki uçucu materyallerin gezegenden buharlaşarak kopmuş olması fikri, gezegenin Güneş’e olan yakın mesafesi göz önüne alındığında çok olası görünüyor. Daha şaşırtıcı olanı, gezegen yüzeyinde günümüzde bile uçucu materyaller olduğunu keşfetmek olabilirdi ki, MESSENGER’da tam olarak bunu yaptı. Bu, Brian Cox’un Gezegenler televizyon dizisinde geçen sene bahsettiği bir konuydu: “Merkür yüzeyinde yüksek oranda sülfür ve potasyum keşfedilmesi, bilim insanları için çok büyük bir sürprizdi. Merkür, kırılmayı bekleyen bir kod gibi, yaptığımız keşifler bizi gezegenin oluşum teorisini tekrardan ele almaya itiyor. Bu keşifle ilgili en büyük problem, Merkür’ün daha önceki oluşum senaryolarına uymaması. Merkür aynı Dünya gibi kayaç bir kabuk, demirce zengin bir çekirdek ve bu çekirdeği çevreleyen bir manto tabakasından oluşuyor. Merkür’ü bu konuda farklı kılan, çekirdeğinin tüm hacminin %85’i kadar olması. Uzunca bir süre, Merkür’ün, evriminin başlangıcında, boyut ve kimyasal bileşen açısından Dünya’ya çok benzediği ancak daha sonraları büyük bir asteroidin çarparak ciddi miktarda kütle kaybetmesini sağladığı düşünülmüştü. Bu teorinin en büyük eksiği Merkür’ün yüzeyinde keşfedilen yüksek miktarda sülfür ve potasyumu açıklayamaması. Günümüzde Merkür’ün aşağı yukarı bugün olduğu boyutlarda oluştuğu ve büyük çekirdeğinin Güneş Sistemi’nin erken dönemlerindeki farklı fiziksel süreçlerin sonucu olduğu düşünülmekte. Bu teori, Güneş benzeri yıldızlar etrafında yakın yörüngelerde dolanan büyük metalik çekirdeği sahip öte gezegenlerin keşfi ile destekleniyor. Yaptığı sayısız keşfe rağmen, MESSENGER bir sürü soruyu da cevapsız bıraktı. İyi tarafı, başka bir görev olan BepiColombo’nun bu soruları cevaplamak üzere Merkür’e doğru yola çıkmış olması. Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) Merkür Gezegen Yörünge Aracı ve Japon Uzay Araştırma Ajansı’nın (JAXA) Merkür Manyetosfer Yörünge Aracı olmak üzere iki parçadan oluşan görevin Merkür’e 2025’de varması planlanıyor. Üzerinde bulunan 16 bilimsel alet aracılığı ile BepiColombo’nun en az MESSENGER kadar çok keşif yapması bekleniyor.

All About Space / Seçilmiş İçerikler


All About Space Sayılar